21. BÜYÜK SİHİRBAZ’IN RENKLERİ

20130210_0005_3_1920

 

21  BÜYÜK SİHİRBAZ’IN RENKLERİ

…….

Sonra, birden,  yüzümü denize döndürdüm.

Renklerin sesini duymak ne ilginç bir algı türü.

 

Rüzgar cebine boca edip Büyük Sihirbaz’ın nefesini; bir çırpıda ulaştırınca göğün yüzüne, gözlerinde bir gülümseme yanmaya başlıyor.

 

Karanlıktan soyunan gece güne devşirirken mavi düşlerini, sessiz bir ürperti yayılıyor uyuyan kente.

 

Henüz başlamayan haraket, henüz işlemeyen yaşam, adeta denizin durgun yüzeyinde buluyor yankılanmayan sesini.

 

Susan gece; siyahın bağrından mavinin nefesine çatlamaya başlarken, Büyük Sihirbaz; “-ben buradayım !” diyor paletinin renkleri arasından gülümseyerek. “Siz farkında olmasanız da ( en azından şimdilik ) , ben buradayım ! ”.

 

Kent’in uyuyan sessiz yüzünde renklerin bu muhteşem dansında tanık olmak, ne güzel ki, herhalde sadece farkında olanlara sunuluyor, bir de sabah erken kalkabilenlere.

 

Rüzgar; gökyüzünde oluşan bulutsu gerçeküstü şöleni oluşturmanın heyecanı ile bir süre haraketine ara veriyor ve deniz de bu gösteriye yansıtan yüzeyinde oluşan farklı tonlarla katkıda bulunuyor.

 

Durgunlaşıyor sabah, gökyüzü haraketini durduruyor, deniz huzur içinde sessiz bir es veriyor belli belirsiz.

 

İşte tam o anda; Büyük Sihirbaz, gülüyor sanki, renklerin ilahi nefesinde. O An’ı kaçırmamak, o An’ın içinde olmak ile başlıyor ve her şeyden öteye taşıyor zamanı yüreğinizde.

 

Sonra, haraket başlıyor. Uyanıyor Kent. Uykusu ağır bir çocuk gibi homurdanarak, gerinerek, esneyerek başlıyor güne.

 

Tüm bu muhteşem perdeyi seyretmek, ağlamak ile gülmek arasında her türlü duyguyu yaşayabilen seyrediciye kısmet oluyor.

 

Seyreden, zihninde yankılanan tınıları deklanşörüne not almakla meşgulken bir yanda, her seferinde bambaşka bir sahneye tanık olmanın anlaşılmaz heyecanı sarıyor nefesini.

 

Sabahın temiz havası oksijen kılığında süzülürken ciğerlerine, renkler yavaş yavaş güneşin artan baskısına boyun eğiyor ve gün, o muhteşem şölenden normal haline devriliyor.

 

Üzüntü veren şu ki; o anları kaçıranlar, sanki karşılaştıkları normal gün halini tek zannediyorlar. Tek’in farkına varabilmek, ancak, o kadar kolay değil sanırım.

 

Bunun için önce, Önce’yi hissedebilmek zor bir sınav olarak sunuluyor öğrencilere. Bir de sabah erken kalkabilmek.

 

Sabah Mavisi, sanırım, bir ton tümceyi önüme serince, belki bir cümle olsun çıkar diye sarıldım harflere…

Umarım çıkmıştır, mahçup olmak istemem Mavi Sesine…

 

Hakan Hatay

11 Eylül 2017

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: