72. GECE YARASALARI

20170724_0059_3_1_CEP_1920

 

————————–

 

 

GÜNDÜZ YARASALARI

I.

 

Neyiz ki biz?

İlk ışınları görününce güneşin,

Kaparız tepenin gözkapaklarını –

Çam değiliz ki, kollarımız açık

Ürpererek karşılayalım donuk ışığı.

Gölgeler kısalınca çıkarız ortaya,

Açıklıktır, aydınlıktır aradığımız,

Parlaklıkta bulur gücünü görüşümüz.

Tanımayız alacakaranlığı delen,

Tepelerin arasından seçen bakışı.

Kör olmuş ışıktan gözlerimiz.

 

Gündüz yarasalarıyız biz.

 

Oruç Aruoba

yürüme

Biz(zaten)

Sayfa:13

Metis Yayınları

 

 

————————–

 

Gölgeler kısalınca değil aslında … Gölgeler uzamaya başlayınca çan çalıyor sesimizde ve gündüz değil, tam tersi, gece yarasalarıyız biz, yıldızların peşine düşen…

 

Fotoğraf, tanımı gereği biraz da, güneş ile varolan bir kayıt biçimi. Gün ışığına ihtiyaç duyuyor bu nedenle de güneşin bizce doğru zamanlarında fotoğraf çalışıyoruz.

 

Asıl çıkış noktamız ışık yumuşak olmalı, esnek olmalı, mümkün olduğunca kontrastı düşük olmalı. Bu ise güneşin bulunduğumuz coğrafyaya yanal geldiği saatlere denk geliyor temelde.

 

Yani gölgelerin uzadığı yumuşak ve lezzetli ışık saatlerinden bahsediyorum.

 

Güneşten vazgeçip, yıldızların peşine düştüğümüzde ise başka bir algoritma çalışmaya başlıyor. Fotoğraf üretme mantığımız, davranış biçimlerimiz, çalışma pratiklerimiz tamamen değişime uğruyor.

 

Vadi’de bir yıldız yolculuğumdan evvel altı tane çoban köpeğinin saldırısına uğramıştım. Köpekleri çoban yanıma gelene değin yatıştırmış ve yanıma gelen çobanın şu sorusu ile karşılaşmıştım: “- Bu karanlık gecede ne işin var burada.” Bu soruya yıldız fotoğrafçısıyım cevabı ile karşılık verdim. Çoban ise “gece karanlıkta ne yıldız fotoğrafı?” diye karşılık vermişti.

 

Zifiri karanlıkta ne fotoğrafı ?

 

Teknolojinin gelişimi, sensör çözünürlüklerinin ve algılama biçimlerinin gelişmesi ile yeni bir çalışma şekli bize sunulmuştu adeta. Eskiden de ASA’sı yüksek filmler vardı belki ama artık çok daha ilerilere gidebilen bir ISO performansından söz edebiliriz.

 

Tamamen kendi içinde farklı bir “retoriği” olan bir dünyadan bahsediyorum. Hem Döngü Halkaları hem de Sütlü Yol ( Samanyolu – Milky Way ) fotoğrafı çalışmaları dünya üzerinde pek çok fotoğrafseverin ilgisini çekiyor günümüzde.

 

Gündüz yarasaları olmak artık yetmiyor, artık gece yarasaları olmak için çaba harcıyor ve yarasaların yaşama pratiğine daha çok yaklaşıyoruz.

 

Işıksızlık bile gözlerimizi canlandırıyor artık.

 

 

Hakan Hatay

2018 Haziran 17

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: