81. VADİ SEVDASI – II –

dongu_3_gun_amiral_1_1920

…. ki yanında bir araba durdu …

 

Başını kaldırıp duran arabaya baktı. Sağ ön kapı açıldı. Selam verdi duran arabaya, yerinden kalkıp arabanın yanına yürüdü.

 

Geçen sene Ekim ayında yine bu civarda yıldız çekiminde şezlongunu açmış makinelerinin perde sesi eşliğinde Polaris’i seyrederken gecenin bir vakti, yine bir araba durmuştu ileride bir yerde. Emektarı mecburen bıraktığı yol kenarından içe giren biz düzlüğün yanına yanaşmıştı  araba. Belli bir süre sonra haraket etmeyip orada kalınca, mecburen yine yerinden kalkmış, o alana dek yürümüştü.

 

“- Selamın aleyküm…”

 

Karanlığa doğru selam ile yanışmıştı yine.

 

“-Ve aleyküm selam” gelmişti karşıdan.

 

İki kişiydiler, birisi biraz geride duruyor ve elinde muhtemelen tüfek tutuyordu.

 

Diğeri sözü ele aldı:

 

“-Bu araba senin mi? ”

 

Karanlıkta yolun kenarına park edilmiş emektar Kara Şimşek’i gösteriyordu.

 

“-Evet benim arabam”

 

“- Hayırdır? Gece vakti ne yapıyorsun burada? Yalnız mısın?”

 

” – Hayır yalnız değilim, ilerde bir arkadaşım daha var, ilerdeki şezlongları gösterdi. Yıldız fotoğrafçısıyız, Vadi’de çalışıyoruz, fotoğraf makinalarımız ilerde”

 

“-Siz kimsiniz?”

 

” Ben yakındaki köyün muhtarıyım…”

 

Bu şekilde devam etmişti sohbet. Arkada tüfek ile duran diğer kişi de ortamın yumuşaması ve sorun olmadığının anlaşılması nedeniyle ortaya çıkmıştı.

 

Karanlık; insanın zihninde pek çok seneryonun oluşmasına neden oluyor, daha korumacı ve daha şüpheci bir tavırla etrafına bakmasına neden oluyordu. Saha bana bunu öğretmişti.

 

Evet, şimdi yanımda duran arabanın içinde geçen sene bu sohbeti yaptığımız muhtar abi vardı. Hemen hatırladı beni. Artık Vadi’ye o denli gidip geliyordum ki, tanışık olduğum insan sayısı her geçen sefer artıyordu.

 

Bir coğrafyanın seni tanıması senin onu anlaman için ilk gerekliliktir…

 

Eskimelisin orada, demlenmeli mekan algın.

 

Seyahate değil, ona gitmelisin. Görmeye değil anlamaya, duymaya değil dinlemeye…

 

Yıldız fotoğrafı uğruna gecelerce sahada geçirdiğim zaman bana bunu öğretmişti.

 

İnsanı tanımak için ona gidemeyen ben, sahayı tanımak için ne çok emek veriyordum.

 

Anlamsız, haklısınız, ama öyle.

 

Hakan Hatay

11 Kasım 2018

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: